AyetlerCinler AlemiKorunma DualarıKur-an ŞifadırNazar
Trend

Kur’an-ı Kerim şifadır

Hikaye Öne Çıkanlar
  • Kur'an-ı Kerim şifadır

Kur’an-ı Kerim şifadır

Hayat kitabımız “Kur’an-ı Kerim’in müminler için şifa olduğu” (İsra/82), “balın da insanlara şifa olduğu” (Nahl/68-69), “başımıza gelen tüm dertlerin/musibetlerin sebebinin günahlarımızın olduğu” (Şura/30), kurtuluşumuz için de “toptan tevbe etmemiz” gerektiği (Nur/31) açıkça bildirilmiştir.

“Âlemlere rahmet” (Enbiya/107), tüm insanlar için örnek, önder, rehber, müjdeci, uyarıcı, mübelliğ, mübeyin, davetçi, müzekki, nur, kandil özellikleriyle gönderdiği son elçisi Hz. Muhammed (A.S.) aynı zamanda şifa ilaçlarını kullanan ve kullandıran baştabip olarak da bu konuda birçok beyanda bulunmuştur. Bunlardan birkaçı:

İlgili Makaleler

“Allah-u Teala her derde bir deva yaratmıştır; ihtiyarlık müstesna.”, “Dertleriniz/hastalıklarınız günahlarınız, ilaç da istiğfarınızdır.”, “İki şifa vardır: Kur’an-ı Kerim ve bal.”, “Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz.”, “Vücuttaki kalp salih/sağlıklı olursa vücut/organlar sağlıklı/düzgün olur.”, “Temizlik imandandır.”, “Tedavi olunuz.”, “Zikrullah kalplere şifadır, ciladır…” buyurmuş, Efendimiz (S.A.V.).

İsra/82 ile ilgili birkaç yorum:

Hak Dini Kur’an Dili (E. Hamdi Yazır): “Dünya türlü türlü hastalıklar, bela ve mihnet dolu bir hastaneye, Peygamber (s.a.v.) bir tabibe, Kur’an da devai Şâfiye ve gıdai Vâfi’ye teşbih edilmiş oluyor. Bundan başka tababetin aciz kaldığı nice cismani hastalıklara karşı da şifa olduğu ehlinin meşhududur.”

Kur’an-ı Hâkim ve Meal-i Kerim (H.Basri Çantay): “Dinini doğrultmakta, ruhlarını güzelleştirmekte bir deva ve şifa gibidir. Hem ruhi hastalıklar, hem de cismani hastalıklar için şifadır. Ruhani hastalıklar ikidir: 1) Batıl itikatlar, 2) Kötü huylar. Bunları ayıklar, temizler düzeltir.

Kur’an ile teberrük, cismani hastalıkların da çoğunu izole eder. ‘Kim Kur’an ile istişfa (yani ona tevessülen şifa talebi) etmezse, Allah ona şifa vermesin’ (Hadis) Razi.”

Ö. Nasuhi Bilmen: “Batıl itikatlardan, kötü huylardan korur, temizler. Kur’an ile teberrükte bulunmak (Fatiha gibi) tilavet etmek de cismani hastalıklara şifa vermesidir. Tüm insanlığa doğru yolu göstermiş, zararları bildirip yasaklamış, faydalı şeyleri de emretmiş, dünya ve ahirette saadet yollarını göstermiş.

Said Nursi: “Kur’an kuluba (kalplere) kuvvet ve gıda, akıllara rızk ve zenginlik, ruha su ve ışıktır; nefislere de deva ve şifadır” (Zülfikar, 25. Söz, 13).

Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri (Mahmut Toptaş): “Bedeni, ruhi, ahlaki, toplumsal hastalıklarımızın şifasıdır, Kur’an. Bize, kapı çalmanın adabından, devlet yönetmenin kurallarına kadar her şeyi öğretir Kur’an. 114 sure; eczanelerdeki ilaçların konduğu raflar gibidir. Altı bin küsur ayet-i kerime o raflardaki ilaçlar gibidir. Bir mümin hangi ayetin hangi surede olduğunu ve hangi dertlere deva olduğunu bilmeli. Veya bilenlere müracaat etmeli.

Bedeni hastalıklarımıza tabiattaki şeylerden yararlanılarak ilaçlar bulunduğu gibi; ruhi, ahlaki, toplumsal hastalıklarımıza da Kur’an ayetlerinden şifa bulunur. Bu Kur’an bizim için bir rahmettir. Gökten yağan rahmet, yerleri yeşerttiği gibi, gönlümüze inen Kur’an ayetleri de amel çiçeklerini bitirir ve rahmetiyle bizi cehennemden korur.”

Kur’an Yolu: “Kur’an; iman, amel ve ahlaka ilişkin manevi hastalıkları iyileştirir; müminleri bunlardan korur.”

Tefsiri Meal (Ahmet Tekin): “Biz, bütün insanlığın dertlerine sıkıntılarına çözüm getiren, şifa veren, müminlere rahmet olan Kur’an ayetlerini bölüm bölüm indiriyoruz. Bu ayetler, Allah yolunu engelleyen (inkâr ile isyan ile baskı, zulüm ve işkenceyle) zalimlerin hüsranını arttırıyor.”

Allahu Teala Şafi, Kur’an müminlere, bal insanlara şifadır. Vahiy de bal da rahmettir, tatlıdır. Bize acı geliyorsa hastayız demektir (manevi veya cismani). Kur’an ayetleri de tabiat ayetleri de (doktorlar, ilaçlar, bitkiler vb.) şifaya vesiledirler. “Cümle işler Halik’indir; kul eliyle işlenir.” Tüm isim ve sıfatlarında, hükümlerinde, fiillerinde, sözlerinde eşsiz, benzersiz Rabbülalemin, Şafi isminde de öyledir. “La Şafie illallah”, “La kuvvete illa billah”, “La faile illallah”. Tevhidimiz kapsamında… “Kün” emriyle/sözüyle (Yasin/son, Mülk/1) her şeyi yaratan Allah-u Teala dünyada her şeyi sebeplere bağlamış; sebepler âlemindeyiz. Hastalandığımızda tedavi olmamız, şifa aramamız da tavsiye edilmiş. Doktorlar da hastalanırlar, ölürler. Hastalıkları da ilaçları da yaratan Allah’tır. Ve “her hastalık için deva yaratmıştır”. Ölümün ve ihtiyarlığın çaresi yoktur.

Her şey zıddıyla yaratılmış olup, zıddıyla tanınır, bilinir. Sayısız nimetler içinde sağlık/sıhhat/afiyet en önemli nimet ve emanetlerdendir. Ne yazık ki, hastalanmadan bu nimetimizin değerini, önemini bilemiyoruz.

Kalbi/ruhi/manevi “hastalıklarımız/günahlarımız nedeniyle” Kur’an (hükümleri, emir ve yasakları) bize acı gelebiliyor. Arındıkça, Rabbimize yaklaştıkça acılar tatlanır, ballanır. Günahlarımızdan arındıkça, hastalıklardan kurtulabiliriz. Haramlar bizim için birer mikrop/virüs gibidir. İşledikçe hastalığımız artar. Arındıkça azalır. Farzlar, sünnetler de kalbimize gıda ve ilaç gibidir. Gıda gibiyse “kulluk” bize haz verir; ilaç gibiyse acıdır. Ama tedavi edicidir.

Bedeni hastalıklar bizim gafletten uyanmamıza, tevbeye, salih amellere vesile olabiliyor. Bizi arındırabiliyor. Bu halde ilaç oluyor. Manevi afiyette olup olmadığımız haz veya elem algılayışımızda belli olur. Bal da özü itibariyle tatlıdır, yararlıdır, gıdadır, ilaçtır. Bedensel hastalığımızda onun tadını, afiyette olduğumuzdaki gibi alamayız. Hatta bal bize acı gelebilir. Bal tatlı olduğu halde, hasta olduğumuzdan bize nasıl acı gelebiliyorsa, Kur’an (vahiy) tatlıdır, rahmettir, şifadır. Manen hasta olduğumuzda bize acı gelebilir.

Arı nasıl vahiyle acı özlü çiçeklerden tatlı bal üretebiliyorsa, mümin de sahih imanıyla salih amelleri ve meyvesi güzel ahlakla bezenebilir, tatlanabilir. Yine arı vahiyle hareket ettiğinden üretimiyle, yararlı olmasıyla, çalışkanlığıyla, paylaşımıyla, dolaştığı çevreyle, kurduğu güzel düzenle, disiplinle bize örnek olabiliyor. Biz de vahye yüzümüzü çevirebilsek, en güzel düzende en güzel hayatı yaşayabiliriz. Adalet ve barış, saadet düzeni: İslam…

Bir tehlike şudur ki, beden haramlara alışmışsa haramlar tatlanır, İslami reçete acı gelir. Hem hastalığını kabul de etmez. Kendini sağlıklı zanneder. Manevi hastalıklarımız, bedeni hastalıklarımızdan daha önemlidir. Biri geçici, öteki sonsuz bir hayatla ilgilidir. Hastalıklarımızın hem manevi hem de maddi tedavisine koşmak, şifa aramak sorumluluğumuz, ertelenmeye gelmeyecek kadar hayati önemdedir. Manevi olanın mali külfeti de yoktur. Yan etkisi de… Manevi hastalıklarımızın tedavisi için tasavvuf büyükleri Kur’an ve sünnet şifahanesinden/eczanesinden reçetelerini düzenlemişlerdir. Temel ilaçlar: İstiğfar, tevhid ve salatüselam vb.

Arı (vahiyle) nasıl insanlar için şifalı balı üretiyorsa (Nahl/68-69), Kur’an da şifa özelliğiyle müminlere şifa oluyor, rahmet oluyor… İslam düşmanlarına/zalimlere/tağutlara ise hüsran oluyor; onların inkârları /reddetmeleri nedeniyle azgınlıklarını/zararlarını arttırıyor (İsra/82).

İsyanlarımız/günahlarımız nedeniyle musibetler bizi kuşatıyor, bunaltıyor her türlüsüyle… (Deprem, çığ, heyelan, korona, zillet, zulüm, düşmanlıklar, çatışmalar, savaşlar, kan, gözyaşı.) (Şura/30).

Müminler arı gibi olmalı; çalışkan, üretken, düzenli, disiplinli, yararlı… Tembel, üretmeyen, düzensiz, zararlı ve dert/yük olmaktan kaçınmalıyız. Bizim arı gibi üretken, çalışkan, yararlı, temiz, düzenli, disiplinli olmaya ne kadar ihtiyacımız var.

Korona da, her şey de Rabbülalemin’in emrindedir. O (c.c.) her an her şeyde tasarrufta. “Melikin Muktedir”dir. O’nun yaratması, dilemesi, izni, ilmi, haberi olmadan hiçbir şey olmaz. Ne yarar, ne zarar. Ne sağlık ne de hastalık. O (c.c.) zulümden münezzehtir. Rahman’dır…

İlaçlar yasaklanınca, hatta zehir olarak tanıtılabilince biz hastalar nasıl iyi/sağlıklı olabileceğiz? Zararların önlenmesi, değerlerin korunması, ıslahat için haramlar, farzlar vazedilmiştir. Batıl Kur’an’a yaklaşamaz. Eğrisi, yanlışı, çelişkisi, noksanı, fazlası ve benzeri, eşi yoktur. Hem lafzıyla hem de hükümleriyle eşsiz, benzersiz, mucizdir. Ekmel’dir. Eksiksiz, fazlasızdır. Muhkemdir.

Batının reçeteleri/ideolojileri de bünyemize sızdırılan virüsler gibidir. Batıldır, yanlıştır, eksiktir, yararsızdır. Adaleti, mutluluğu sağlamaktan uzaktır. Kaç yüzyıldır deneniyor, ilaç ve çare/çözüm olamadılar. Tam tersine haksızlıkları ve sorunları çoğalttılar. Yüzyıldır aynı reçeteler, ilaçlar deva yerine dert ürettiler. Batı’nın/beşerin reçetelerini çöpe atma zamanı gelmedi mi?

Anlaşılmalıdır ki deva, ilaç, şifa, çözümler (doğru reçete) beşeri/ideolojik değil, ilahidir/semavidir, o da sadece İslam’dır. Bu reçete lütuftur. Ücretsiz. Birileri/İslam düşmanları da semavi çözümü tehdit ve tehlike saymış, öcüleştirmiş/terörize etmiş, yasaklıyor ve savaşıyorlar. Böyle olunca da dertlerimiz giderek çeşitleniyor, çoğalıyor.

İlahi hükümler/şeriat: Rahmet, adalet, maslahat ve hikmettir. Hâkim olan Allah-u Teala’nın bütün sözleri, hükümleri, işleri hikmetlidir. Anlamsız, amaçsız/yararsız, gereksiz olmaktan yücedir, beridir. İnsanların zararının önlenmesi, yararının ve adaletin sağlanması içindir. Şer’i hükümlerin amacı adaletin sağlanması, değerlerin korunması içindir.

Ya Hak/vahiy temelli/semavi reçeteleri tercih edeceğiz ya da vahyi reddeden akıl (hangi akıl?), heva temelindeki beşeri reçeteleri tercih edeceğiz, ediyoruz… İnananlar bilirler ki, Hak temelli olmayan ilaçların, tedbirlerin yararı değil, zararı vardır. Allah bize şifa vermezse kimse veremez. Yardım etmezse kimse edemez. Allah’a kullukla/itaatle O’ndan yardım isteyebilir, alabiliriz. İsyanla değil. Allah dilemeden ne yarar ne zarar; ne hastalık ne de şifa olamaz. Din korunmadan öteki değerlerimizin korunması mümkün olmaz. Dini örseleyerek sağlık tedbirleri de alamayız. Koronavirüsü İslami yöntemlerle önleyebiliriz. İslam’la oynayarak değil. Namaz, zikir, ilim, zekât vb. farzlar birer koruyucu ve temizleyicidir. Haramlardan uzak durmak da bizi zarardan korur. Camiler, mescitler, zikirler, ilim meclisleri, cemaat bizim sığınaklarımız, koruyucularımız, sigortalarımız, paratonerlerimizdir. Yurtdışındaki muhtaçlara STK’larımızın yaptığı insani yardımlar ile ülkemize sığınan 4 milyon göçmen misafirlerimizin varlığı bizim için daha büyük belalara karşı koruyucu kalkandır kanaatindeyiz. Birer rahmettir. DİB’in genelgesi haramlardan kaçınmaya, istiğfara çağrı mahiyetinde de olabilseydi… Sağlık, bedensel ve ruhsal yönleriyle bir bütündür. Sadece bedenselle ilgili tedbirler yetersizdir. Teşhis doğru olursa, tedavi mümkün olur. Sosyal sorunlar İslamsızlıktan kaynaklanıyor: Günahlarımızdan, zulümden… Yetkililerin korona nedeniyle bizim ruhsal/manevi dünyamızla oynamaya hakları var mı?

“Hepiniz birden tevbe edin ki, kurtulasınız” (Nur/31). Haydi tevbeye, Şifa’ya, Şafi’ye sığınalım. Hem maddeten hem de mânen temizlenelim… Vesselam.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonHemen Ara